Aile Tire’de tanınan bir aile, aday da “bizimkiler orada, ben İzmir’deyim” diyor. Sizi düşündüren şey ne ailesi ne memleketi; anlattığı işin ve düzenin iki yerde de aynı olup olmadığı. Evlilik öncesi araştırmanın Tire ayağı tek soruyla kurulur: Burada söylenen, kentte görülene uyuyor mu?
Tire’de anlatılan
Adayın Tire’yle ilgili anlattıkları genellikle üç kalemde toplanır: ailenin bir dükkânı ya da iş yeri, ovada bir tarla ya da bahçe, bir de aile evi. Bu üçünden ikisine bakılabilir, birine bakılmaz.
Dükkân. “Babamın Tire’de dükkânı var, ben de ortağım” cümlesi yerinde iki şeye dönüşür: O adreste o adla çalışan bir iş yeri var mı ve adayın adı orada bir yerde, tabelada ya da vergi levhasında geçiyor mu? İkisi de gün içinde, dükkânın açık olduğu saatte, içeri girmeden görülür. Tire’nin çarşısı kendi düzeniyle işleyen bir kasaba çarşısıdır; kapalı bir kepenk bir şey söylemez, aynı yere ikinci kez bakılır.
Tarla. “Ovada tarlamız var” beyanının belge tarafı tapudadır ve adayın rızası olmadan kimseye gösterilmez; bizim baktığımız, gösterilen tarlanın gösterilen yerde olması ve üstünde beyan edilen şeyin bulunmasıdır. Tire’nin mahallelerinin çoğu kırsaldır; “köyümüzde” denen yer bugün bir mahalle adıyla kayıtlıdır, aday bunu bilmeyebilir.
Ev. Aile evi gözlenmez. Ailenin kim olduğu, nereli olduğu, kimlerle akraba olduğu sorusunu sormayız; sorulsa da almayız.
“Ortağım” sözünün bir de kayıt tarafı var: Aday aile işinde ortaksa bu, ticaret sicili ilanlarında görünür; şahıs işletmesiyse vergi levhasında yalnız bir ad yazar. Bunlar sizin de bakabileceğiniz açık kayıtlardır ve bizim gördüğümüzle birlikte okunduğunda beyanın üç parçası ortaya çıkar: Söylenen, kayıtta yazan, dükkânın önünde görülen. Üçü uyuşmuyorsa ortada bir hüküm yoktur, bir soru vardır; o soruyu adaya siz sorarsınız.
Kentte anlatılan
Adayın kentteki hayatı için söyledikleri daha somuttur: Bir şirkette çalışıyor, şu ilçede oturuyor, haftada şu kadar gün Tire’ye gidiyor. Bakılan şey yine beyan edilen iştir: O iş yeri var mı, açık mı, aday orada çalışıyor mu? Kentteki ev burada da gözlenmez. Adayın yanındaki kişilerin kim olduğu araştırılmaz; fotoğraf ya da kayıt sözü verilmez.
Aday elindeki belgeyi kendisi veriyorsa, örneğin bir maaş bordrosu ya da iş sözleşmesi gösteriyorsa, biz o belgeyi doğrulamayız; belgedeki iş yerinin var olup olmadığına ve adayın orada çalışır görünüp görünmediğine bakarız. Belgenin kendisi hakkında bir şey söylemeyiz; adayın telefonundan ya da hesaplarından hiçbir şey istemeyiz. Evlilik öncesi araştırmanın sınırı budur ve bu sınırın tamamı evlenmeden önce beyan kontrolü sayfasında yazılıdır.
İki yer tek dosyada
Tire ile kent aynı güne sığmaz; Tire ayağı ayrı bir gün olarak planlanır, gün sayısı görüşmede önünüze konur. Dosya iki bölümden oluşur. Birinci bölüm Tire: hangi gün, hangi saat, hangi adres, ne görüldü, ne görülemedi. İkinci bölüm kent: aynı düzende. “Tutuyor mu” sorusunun cevabı rapordaki iki bölümü birlikte okuyan kişiye kalır; biz uyuyor ya da uymuyor diye bir hüküm yazmayız, ama bir bölümde görülmeyen şeyi öteki bölümdeki anlatımla kapatmayız.
Bazen iki yer arasında bir boşluk çıkar: Tire’deki dükkân vardır ama adayın adı orada görünmez; kentteki iş yeri açıktır ama aday oraya gitmemektedir. Bu boşluk rapora olduğu gibi yazılır. Boşluğun sebebi dosyanın konusu değildir; o soru sizin adayla konuşacağınız şeydir. Bazen de tam tersi olur: İki yerde de anlatılan, görülenle uyuşur ve rapor kısa biter. Bu da bir sonuçtur; araştırma neyi bulacağını önceden bilmez ve bir şey bulmayınca da işini yapmış sayılır.
Tire’deki aileyi ya da adayı bu araştırmadan haberdar etmeyiz; ailenin tanıdığı kişilere de yaklaşılmaz. Küçük bir çarşıda bir yabancının iki kez aynı dükkâna bakması fark edilebilir; bu ihtimali yok saymayız, görüşmede açıkça konuşuruz. Böyle bir şüphe doğarsa çalışmayı keser, size haber veririz.
Yazıda kullanılan kayıtlar
Görüşmeye adayın anlattığı iki yerle gelin: Tire’deki ve kentteki. Hangisinde neye bakılabileceğini o görüşmede duyarsınız.